UMUDUN GÖLGESI: INANCIN EVRIMLE IMTIHANI
"Iman, aklin bittigi yerde mi baslar, yoksa en büyük matematiksel gerçeklerin kalbinde mi saklidir?"
2019 yilinin puslu bir gecesinde, on alti yasindaki Umut, arkasinda sadece çocuklugunu degil, on dokuz yillik bir kisin ilk kar tanelerini birakarak Ankara'dan Berlin'e savrulur. 15 Temmuz'un yirtici gölgesi, babasi Gölgebir'i sessizlige, annesi Zühre'yi ise derin bir yalnizliga mahkûm etmistir. Umut için gurbet, sadece bir mekân degisikligi degildir; o, Berlin'in soguk sokaklarinda yürürken kalbindeki en eski bagi, yani dua edebilme yetisini de kaybettigini fark eder.
Bir Kaçistan Öte: Taklitten Tahkike Yolculuk
Umut'un Berlin'deki hayati, mühendislik fakültesinin determinist koridorlari ile iç dünyasindaki bosluk arasinda geçer. Babasindan miras kalan "sorgula" vasiyeti, onu modern bilimin en çetin sorulariyla karsi karsiya getirir: "Evren bir tesadüf eseri mi olustu? DNA, kör süreçlerin bir ürünü müdür, yoksa her harfi özenle dizilmis ilahi bir mektup mu?"
Umut, yillarca kendisine bir "ödev" gibi sunulan imanin, taklit edildigi sürece bir "yük" oldugunu kesfeder. Onun kurtulusu, Berlin'in steril laboratuvarlarinda Alman bir mühendis olan Max ile tanismasiyla baslar. Max, Teslis'in çikmazlarindan Tevhid'in berrakligina dogru bir yol ararken; Umut, kuantum fiziginin olasilik dünyasinda özgür iradenin ve duanin matematiksel karsiligini bulacaktir.
Bilim ve Din: Ezeli Düsmanliktan Ebedi Dostluga
Umudun Gölgesi, okuyucuyu alisilagelmis "bilim dine karsidir" klisesinden çekip çikariyor. Roman, biyolojinin en derin muammasi olan DNA sarmalindan, evrenin mikro kumasi olan kuantum parçaciklarina kadar genis bir yelpazede "Üçüncü Bir Yol" öneriyor. James Shapiro'nun hücresel bilisselliginden, Noam Chomsky'nin evrensel gramerine, Michael Behe'nin indirgenemez karmasikligindan, Barbara McClintock'un akilli genetik mühendisligine kadar modern bilimin devlerini, bir Yaratici'nin varligina isaret eden "yeterli sebep" ilkesinde bulusturuyor.
Umut ve Max'in aski, sadece iki insanin birlesmesi degildir; bu, Dogu ile Bati'nin, Ankara ile Berlin'in, akil ile kalbin tek bir secdede bulusma hikâyesidir.
Yüzlesme ve Vuslat: On Alti Yillik Sessizligin Sonu
Romanin finali, Türkiye'nin makûs talihinin degistigi, "Hakikat Komisyonlari"nin kuruldugu ve on alti yil sonra gurbetten dönen Umut'un, babasiyla kucaklastigi o sarsici ana odaklanir. Annelerinden miras kalan basörtüsünün bir baski degil, bir özgürlük tercihi oldugunu; babalarindan miras kalan suskunlugun ise aslinda bir "dua biriktirme" biçimi oldugunu anlayan bir neslin hikâyesidir bu.
Kuzey Ege'nin serin sularinda, gün dogmadan denize giren küçük Deniz'in kahkahalari, "Umudun Gölgesi"nin bittigi ve "Inancin Isigi"nin basladigi yeri müjdeler.
Bu Roman Kimin Için?
· "Dua edemiyorum" diyen ama aramaktan vazgeçmeyenler,
· Bilimin verileriyle inanci arasinda sikisip kalan genç zihinler,
· Bir ideolojinin kurbani olup gurbette kimligini yeniden insa edenler,
· Ve askin, insani sadece baska bir insana degil, asil Sahibi'ne (cc) götüren bir köprü olduguna inananlar için...
Umudun Gölgesi, sizi moleküler biyolojinin sifrelerinden Imam Gazali'nin mantigina, Berlin'in soguk kütüphanelerinden Ege'nin sicak kiyilarina götüren, soluk soluga okunacak bir "tahkik" manifestosu.
"Kendi hakikatinle tanismaya hazir misin? Çünkü umut hiç ölmez; bazen uzaklara gider ama bir gün mutlaka döner."